
...Onun adimlari büyük ve sakin, ben ise sacma sapan bir telase icinde, birbirimize yaklasiriz.
Ona söylemek üzere cümleler birikir agzimda, sanki dudaklarimi aralasam harfler yere sacilacak.
Sabahin en erken saatlerinde bulutlari, günesi ve parmaklarimi birbirine dügümlemeyi unutmadigimi söylemeliyim mesela ona.
Bununla beraber, tam yüz yildir ruhsuz yasayan bir bedene sahib oldugumu.
Ve tüm bunlari ögrendikten sonra en son duymasi gerekeni:
Gökyüzünden kopan bir pervane olmak istiyorum.
Kollarimi rüzgara verip, saclarimla kuslara eslik etmek.
Basimi durmadan göge kaldirmak geciyor icimden.
Gözlerimle bulutlari süzüp, tüm gri renkleri filtrelemek.
Önyargisiz olmaya calisiyorum kendime karsi.
Fakat korkarim ki, zaman ve ben, sorunlar yasiyoruz birbirimizden habersiz.
Iste bu yüzden olmam gerektigi gibi degilim baba!
Lakin bizi ayni hizaya getiren adimla beraber, cagin en suskun insani ben olurum.
Babam kirmizi isiga tekrar yakalanmamak icin aceleyle bir kac soru sorar.
Tüm cevaplari birbirine karistiririm. Yürümeye devam etmeliyim.
Iste o zaman, hakikatte, dilimi gökyüzüne dügümledigimi daha iyi anlarim.
Anlarim, üstünden gectigimiz tüm taslarin neden bu kadar sabirli oldugunu...
Bir dahaki sefere baba, bir dahaki karsilasmamizda sana cok uzun bir hikaye anlatacagim!
Sümeyye Dogan, Sabah ülkesi"Babam ve Ben"